top of page
purple graideinet.png

FİLM KARESİ ANALİZLERİ

The Legends of 1900

The Legends of 1900’un bu ilk karesinde vapurun iki penceresini görürüz. Pencerenin birinde sevdiği kadın varken diğerinde bir şey yoktur. Birinde bildiği bir şey olan hiçlik ve boşluk varken diğerinde hiç deneyimlemediği bir şey vardır. İkisi arasındaki tercihi okurken filmin bir yerinde arafta kaldığı sahneyle beraber düşünürsek, bakışları deneyimlemediği bir şey üzerindedir. Ancak arafta kaldığında verdiği karar ise bildiği bir şey üzerinedir.

İki kareyi beraber yorumlarsak ilkinde bilmediğinin peşinden koşmak ister ancak başarılı olamaz, bu başarısızlık ikinci karedeki arafta kaldığındaki kararını etkiler. Bu yüzden araftayken aşık olduğu kadını da düşünerek tekrar başarısız olmaktan korktuğu için bildiğini tercih eder. Hiçbir zaman karaya adım atmaz ait olduğu doğduğu yerde artık var olmamayı tercih eder.

The Legends of 1900’un bu ilk karesinde vapurun iki penceresini görürüz. Pencerenin birinde sevdiği kadın varken diğerinde bir şey yoktur. Birinde bildiği bir şey olan hiçlik ve boşluk varken diğerinde hiç deneyimlemediği bir şey vardır. İkisi arasındaki tercihi okurken filmin bir yerinde arafta kaldığı sahneyle beraber düşünürsek, bakışları deneyimlemediği bir şey üzerindedir. Ancak arafta kaldığında verdiği karar ise bildiği bir şey üzerinedir. İki kareyi beraber yorumlarsak ilkinde bilmediğinin peşinden koşmak ister ancak başarılı olamaz, bu başarısızlık ikinci karedeki arafta kaldığındaki kararını etkiler. Bu yüzden araftayken aşık olduğu kadını da düşünerek tekrar başarısız olmaktan korktuğu için bildiğini tercih eder. Hiçbir zaman karaya adım atmaz ait olduğu doğduğu yerde artık var olmamayı tercih eder.
The Legends of 1900’un bu ilk karesinde vapurun iki penceresini görürüz. Pencerenin birinde sevdiği kadın varken diğerinde bir şey yoktur. Birinde bildiği bir şey olan hiçlik ve boşluk varken diğerinde hiç deneyimlemediği bir şey vardır. İkisi arasındaki tercihi okurken filmin bir yerinde arafta kaldığı sahneyle beraber düşünürsek, bakışları deneyimlemediği bir şey üzerindedir. Ancak arafta kaldığında verdiği karar ise bildiği bir şey üzerinedir. İki kareyi beraber yorumlarsak ilkinde bilmediğinin peşinden koşmak ister ancak başarılı olamaz, bu başarısızlık ikinci karedeki arafta kaldığındaki kararını etkiler. Bu yüzden araftayken aşık olduğu kadını da düşünerek tekrar başarısız olmaktan korktuğu için bildiğini tercih eder. Hiçbir zaman karaya adım atmaz ait olduğu doğduğu yerde artık var olmamayı tercih eder.
Upscales.ai_1702744073199.jpeg

The Banshees of Inisherin

  The Banshees of Inisherin'in bu karesi aslında filmin özünü bizlere anlatır. Karede Colm ile Padraic'i ve önlerindeki bardakları görürüz. Colm'un bardağı azalmışken, Padraic'in bardağı ise doludur. Bunu incelerken, Colm'un bardağının boş olmasının anlamı onun sessizliği duyumsamak istemesidir. Bu sessizlikle birlikte bu motifi, Colm'un insandan ve gürültüden uzak kalma isteğinin temsiliyeti olarak okumak mümkünken; Padraic'in bardağının dolu olmasını ise hala içinde paylaşacak ve konuşacak şeyleri olduğu yönünde yorumlarız. Çerçeve içi kompozisyona bakarsak eğer, karede Colm ve Padraic arasındaki mesafe bir hayli geniştir. Buradan da bu iki karakterin bağlarının koptuğunu anlarız. Renklere bakacak olursak kıyafetlerde koyu renk tercihi varken, arka fonda yeşil ve mavi renkler baskındır. Koyu renk tercihi içinde bulundukları durumun ciddiyetini gösterir. Yeşil ve mavi doğanın renkleridir, karede bu renklere daha yakın olan Colm'dur, bu da onun yalnız kalma isteğinden gelir. Doğayla baş başa kalmak isteyen Colm yalnız kalmayı seçerken, Padraic ise istemese de bir sonuç olarak yalnız olmak durumunda kalır. 

All That Heaven Allows

Douglas Sirk’in 1955 yapımı başyapıtı All That Heaven Allows’daki bu kare, yeni yıl vesilesiyle oğlundan annesine hediye edilen bir televizyonun sönük ekranındaki yansımayı göstermektedir. Televizyonun ABD’de yaygınlık kazanmaya başladığı o yıllara düşülen not niteliğinde okunabilecek olan bu imge, filmin anlatısıyla birleşince anlam kazanır. Dul bir burjuva kadının âşık olduğu işçi sınıfından genç bir adamla, burjuva ve erkek egemen yapıların yarattığı baskı nedeniyle evlenememesinin trajedisi, baskının başrollerinden biri olan oğlunun verdiği hediyeden yansıyarak görülür. Çerçeve içinde çerçeveye alınmış kadın, hediyeye büyülenmekten çok, arzusunu bastırmasına neden olan burjuva ahlakına yabancılaşmış bir şekilde, anlamaya çabalayan gözlerle televizyona bakmaktadır.

Bahsedilen imge, daha ileri bir okumayla, kadının ev içine sıkıştırılması olarak drama, komedi ve tüm hayatı -hayata dahil olmadan- evin içindeki bir kutudan izlemesini tanımlar. Bu, televizyonun sönük ekranına hapsedilmiş kadının burjuva ve erkek egemen yapıda çatlaklar yaratmasına izin vermemek için sistemle bir bütünlük içinde işleyen kültür endüstrisinin metaforsuz bir imgesidir. Eğlencenin üst amaç olduğu televizyon çağında kültür endüstrisinin yaşamı ve sanatı indirgeyerek eğlencenin o dayanılmaz birliğinde eritmesi, hayatı eğlenceli fakat mutsuz bir hapishaneye çevirir. Film bunu, kadınının sıkıştırıldığı televizyon imgesinin ardından hapishanedeki mahkumları göstererek yapmaz. Düz anlamıyla televizyonun bir hapishane, her duyguyu ve her zihinsel etkinliği eğlencede eriten bir hapishane olduğunu göstererek tek bir imgede, metaforsuz bir şekilde yapar. 

All That Heaven Allows (1).jpeg

Film, burjuva ahlakının sınıfsal bir tehdit hissettiği an gelenekçi ahlaka dönüşünü, liberalizmin aynı tehdidi hissettiğinde faşizme bürünüşünün metonimisi olarak sunar. Televizyon imgesi, liberalizmin rıza yaratma aygıtıdır. “Hükümdar artık, ‘Benim gibi düşünmelisin ya da ölmelisin,’ demez. Şöyle der: ‘Benim gibi düşünmemekte özgürsün; yaşamın, malın, mülkün, her şeyin sende kalacak, ama bugünden itibaren aramızda bir yabancısın.’ (…) İnsan bir kez işleyen sistemin dışına atıldı mı, onu yetersizlikle suçlamakkolaydır.” Nitekim toplumsal dışlanma korkusuyla arzularını gerçekleştiremeyen kadın, burjuva ahlakının ipliği pazara çıkınca bu kez de arzusunu gerçekleştirememesinin nedeninin kendi tercihi olduğuna yönelik suçlamayla baş başa kalır. Velhasıl kelam, koşullar esner ve toplumsal olarak desteği arkasında hissettiği an kadın, aşığına kavuşur. Böylece, All That Heaven Allows da artık soluk olmayan bir televizyonun piksellerinden oluşmuş bir gösteriye dönüşür.

IMG_8400.jpeg

Past Lives

Bu kareyi kapsayan Past Lives filmini sadece yarım kalmış ve tamamlanmamış bir aşk hikayesi olarak okursak filme yüzeysel bakmış oluruz. Bu iki çocukluk aşkının akıbetini bu kareden okumak pek tabii mümkünken bu karenin anlattığı bir başka şey de şudur: İki farklı yolun ucunda iki farklı karakter; birisinin yolu düz bir şekilde ilerlerken, diğerininki merdivenlerden oluşuyor. Merdivenlerin renkli olması ve etrafının çeşitli çiçeklerden oluşması tesadüfi olmasa gerek. Bu, Nora’nın hayatının daha farklı ve çeşitliliğinin olacağına dair bir öngörüde bulunur.

Hae Sung için ise onun yolunun sıradan bir şekilde ilerleyeceği yani tipik bir Koreli gibi hayatı olacağının göstergesidir. Bu kare filmin sonunu tahmin etmemizi sağlarken, daha iyi koşulların daha parlak bir hayat getireceğinin de sinyalini verir. Çünkü Nora’nın yolu yukarıya giderken, Hae Sung’un yolu düz ilerler. Aşkın akıbetine dönecek olursak, bu kare iki çocukluk aşkının sadece “çocukluk aşkı” olarak kalabileceğinin bir resmidir.

Screenshot 2024-01-21 at 16.55.03.png

In Bruges

 In Bruges birçok açıdan bakınca şahane bir film ve filmin en meşhur karelerinden birisi iki silahı kafasında bulan Ray ile Ken'in içinde olduğu sekanstır. Bu karede, yanlışlıkla bir çocuğu öldürdüğü için intihar etmek isteyen Ray ile patronları tarafından Ray'in öldürülmesi talimatını alan Ken'i görüyoruz. Bu karede intihar etmek üzere olan Ray'i kurtaran da Ken'in ta kendisidir. Bu iki dostun dostluğuna tezat görünen bu kareye bakınca silahların konumundan dolayı da Ken'in Ray'i durduracağını anlarız çünkü Ken'in silahı daha yukarıda ve daha baskın konumdadır.

Yüz ifadelerine baktığımız zaman ise korkulu Ray ile kaygılı Ken'i görürüz. Korkunun kaygıya baskın olması gerekirken burada da bir tezatlık söz konusudur aynı karede olduğu gibi. Kaygı korkuya baskın gelir ve Ken Ray'i intihar etmekten kurtarır.

bottom of page